thedutchables

11 Aralık 2008 Perşembe

Keyifle ve şevkle çaldılar. Red Snapper'dan bahsediyorum. Orta yaşlarını çoktan geçmiş insanlar olarak etraflarını da çekip çeviren bir enerjiyle müziklerini dinlettiler. İngilizlerden aynı zamanda aristokrat, bürokrat, sömürge uzmanları ile punkların, modern çingenelerin çıkabilmesi ne garip bir durum. Ali Friend'in, yani Arkadaş Ali'nin kocaman kontrbası çevire çevire hızlı bir ritmle çalması, davul takımının ardına kurulmuş Rich Thair'in elini havaya kaldırıp kaldırıp bütün gücüyle trampeti dövmesi ve hiç yorulmaması, gruba Red Snapper'ın yeni döneminde katılan Tom Challenger'ın hem birayla hem de ortaya çıkan müzikle kendinden geçmiş bir halde sahnede dans etmesi, gitarist David Ayers'in sakin ve mütevazi hali etkileyiciydi.
Kendilerinden geçerek çaldılar ve salonu dolduran insanlardan daha çok keyif alarak çaldılar. Diğer yandan çok sade bir donanımla alt yapısı dolgun bir müzik yapmaları da şaşırtıcıydı. Caz öldü diyenlere caz nereye gitmiş göstermek gerekiyor, çünkü Tom Challenger'in saksafon ve klarinet ile Red Snapper müziğine kattığı hava geçmişe göre gürültülü mü gürültülü ama insanı peşine takan bir müziğin ortaya çıkmasını sağlamış. Ek ses efektlerine ihtiyaç duymadan ve vokal kullanmadan şarkıların ritminin hiç düşmemesini sağladılar. Hatta bir ara seyircilerden birisi "daha hızlı" diye bağırınca bir death metal grubunun çalabileceğinden daha hızlı bir ritme geçtiler.

Grup Maastricht'te çıktıkları konserde, Ekim 2008'de çıkadıkları Pale Blue Dot albümünden parçalara yer verdi. Aklımda kalan parçalardan özellikle Wanga Doll çok etkileyiciydi. Özellikle arkaplana koydukları görsel gösteriyle bütünleşince başka bir anlam çıktı ortaya. Red Snapper görsel etkiyi de önemsiyor ve izleyiciye dinledikleriyle eşleştirebilecek bir malzeme sunuyor. Wanga Doll'un arkasındaki görsel malzeme yanan iki ağaçtan oluşuyordu. Klarinetin yer aldığı ve hızlı tempolu dans daveti gibi duran Bricked'da ise gece karanlığında gökyüzünü aydınlatan uçaksavar füzeleri gibi ortalığı aydınlatan havaifişeklerden yapılmış bir stüdyo çalışması vardı. Ancak en çok etkileyici olan görsel vazoda duran taze bir demet lalenin üzerine atılan kibritlerin olduğu görsel malzemeydi. Yanarken atılan kibritler en sonunda tüm çiçekleri soldurdular. Bombaların şehirleri, hayatları soldurması gibi. Görüntülerin eşlik ettiği parça ise Logos Creepers'dı. Bir site albümün tamamı için bir dedektiflik filminin müzikleri gibi tanımlamasını kullanmış. Red Snapper bu yeni haliyle, özellikle de saksafon, klarinet ve melodikanın eklenmesiyle sinemasal bir tını yakalamış. Bu nedenle de kendi görsel etkilerini sahne arkasına yansıttıkları görüntülerle vermek istediler herhalde.

Hiç yorum yok: